Teknolojinin Gelişmesi ile Birlikte Sağlık Alanında Yapay Zekânın Etkileri

teknoloji ve sağlık

Gün geçtikçe gelişen teknolojinin hayatımızın her alanında etkileri olduğu aşikârdır. Özellikle de günümüzde popülerleşen bir kabiliyet olarak yapay zekâdan bahsedebiliriz. Yapay zekâyı makinelerin insan gibi düşünebilmesi, daha yaratıcı olabilmesi ve belirlenen hedefe ulaşma ihtimalini en yüksek seviyeye çıkaracak şekilde yerine getirmesi olarak tanımlayabilirim. Yapay zekâ teknolojisi 1956 yılına kadar resmi olarak oluşturulmamıştı. 1956 yılında yapılan bir konferansta “Artificial Intelligence” terimi ilk defa ortaya atılmış. Şöyle ki yapay zekâ teknolojisi eğlence, tıp, siber güvenlik ve ulaşım gibi pek çok alanda kullanılabilmektedir. Özellikle de şu an tüm dünyayı etkisi altına alan pandemi söz konusuyken ben sağlık alanında yapay zekânın kullanımından bahsetmek istedim.

Yapay zekâ girdiği her alanı değiştirmektedir, sağlık alanında ise hastalık tanısı, tedavi sonuçlarını iyileştirmek, maliyeti düşürmek ve topladığı veriler ışığında hastaların kendi sağlıkları hakkında daha şeffaf bilgi edinebilmesini sağlamayı amaçlamaktadır. Yapay zekâ uygulamalarının, tamamlanmaları bazen onlarca yıl ve yüklü miktarda para gerektiren klinik denemelerin sürelerini ve maliyetlerini önemli bir şekilde azaltacağı tahmin edilmektedir. Örnek vermek gerekirse Atomwise, geçtiğimiz yıllarda, milyonlarca vakayı ve güvenli ilaçları inceleyerek Ebola virüsü ile mücadelede yeni yöntemler bulmayı hedefleyen sanal bir araştırma gerçekleştirdi. Bu araştırma sonucunda yapay zekâ, Ebola enfektivitesini önemli ölçüde azaltabilecek iki ilaç buldu. İnsan gücü kapasitesinde uygulandığı takdirde aylar belki de yıllar alabilecek bu analiz makineler tarafından bir günden kısa bir sürede sonuçlandırıldı.

Yapay zekânın bir diğer kullanım alanı ise hasta iletişimi ve teşhis, Kuzey Londra’da yapılan bir çalışmada geliştirilen bir yapay zekâ uygulaması kullanıcılara sorular sorarak ve görsel delilleri değerlendirerek hastayı doğru eyleme ve eğer gerekli ise ilgili doktora yönlendirmek için programlanmış. Doktorların bir hastalığa konulacak teşhis veya uygulanacak tedavi ile ilgili olarak birbirlerine danışması, eve reçete teslimatı ve hatırlatıcılar yoluyla hasta ile iletişimini sürdürülmesi ise proje kapsamındaki diğer hizmetlerden bazıları.

Doğru tedavinin tespit edilmesi de yapay zekânın kullanım alanlarından biri. Microsoft’un geliştirdiği “Hanover” isimli sistem doktorların doğru kanser tedavisini bulmalarına yardımcı olmaya yarıyor. Hanover, kanserle ilgili tüm çalışmaları ezberleyip hasta için en doğru ilaç kombinasyonunu bulmayı amaçlıyor. CNN’deki bir habere göre, Washington’daki Children’s Medical Center’da, doktorların gözetiminde gerçekleştirdiği bir yumuşak doku ameliyatını yapan otonom bir robot,  gözlemcilere göre bir domuz bağırsağını insanlardan daha başarılı bir şekilde dikmiş.
Yakın zamandaki haberlere göz atarsak Euronews’ deki bir habere göre uzmanlar koronavirüsün yol açtığı COVİD-19’a yakalanan hastalar arasında hangi grubun akut solunum sıkıntısı sendromu (ARDS) riskinin daha yüksek olduğunu tahmin etmek üzere yeni bir yapay zekâ aracı geliştiriyor. Yapay zekâ aracının COVİD-19 hastalarının güvenli bir şekilde eve gönderilebileceğini ya da yoğun bakım solunum cihazlarına ihtiyaç duyabileceğini önceden belirlemede doktorlara yardımcı olabilmesi amaçlanıyor. Uzman ekip, bu uygulamanın tespitlerinde yüzde 80 oranında başarı sağladığını bildirdi. Araştırma, New York Üniversitesi Grossman Tıp Fakültesi’nden uzmanlar tarafından yayımlandı. Özetlemek gerekirse yapay zekâ uygulamaları sağlık alanında pek çok konuda katkı sağlamaktadır, öyle ki gün geçtikçe gelişen teknoloji ile daha birçok alanda kolaylıklar sağlayacağı göz önünde.

Bir cevap yazın