YAKIN GELECEKTE BİYOTEKNOLOJİNİN HAYATIMIZDAKİ ÖNEMLİ YERİ

biyoteknoloji

Biyoteknoloji kabaca canlı hücrelerinden canlı varlığına dair fonksiyonları anlamak ve bu fonksiyonların daha iyi, verimli kullanılmasın sağlamak için geliştirilen tüm işlemler ve tekniklerdir. Moleküler biyoloji, mikrobiyoloji gibi doğal bilimlerin yanında mühendislik bilimleri de biyoteknolojinin kulanım alanlarındandır. Böylece DNA teknolojisiyle kendiliğinden var olmayan yahut sınırlı sayıdaki ürün, malzeme ve canlı özelliklerini ihtiyaç doğrultusunda üretir, iyileştirir.

Dünyayı ilgilendiren birçok gelişme biyoteknolojinin alanlarından da faydalanmaktadır. Güneş enerjisini elektrik enerjisine dönüştürecek olan organik enerji-üreticileri ve enerji-depolayıcıları, tıp alanındaki gelişmeler, tarım ve endüstri alanındaki ilerlemeler hatta inşaat sektörü bile nasibini almaktadır. The Economist dergisindeki verilere göre dünyada 220 milyar dolar civarında olan biyoteknolojik ilaç pazarı her geçen gün büyümektedir.

Biyoteknolojinin Kullanıldığı 9 Alan:

  1. Sanayi
  2. Sebze ve meyve üretimi
  3. Omuriliğin onarılması
  4. İnsanlarda var olan zararlı genler
  5. Tıbbi bitki üretimi
  6. Faydalı olabilecek proteinlerin üretimi
  7. Kanser gibi hastalıklar
  8. Hasarlı beyin hücreleri
  9. Organik atıklardan elde edilen bakteriler

Canlı hayata katkı sağlamayı amaçlayan bu bilim disiplinler arası bir çalışma gerçekleştirerek yeni teknolojik gelişmelere temel oluşturmaktadır.

Nano-teknolojiyi duymayanımız yoktur.

Nano kelimece fiziksel büyüklüğün milyarda biri anlamına gelmektedir. Nano-teknoloji ile bir yapının daha küçük yapı birimlerini görmekle kalmayacağız, onların evrenini daha iyi anlayarak o evrendeki davranışlarına uygun nano boyutta gelişmeler, üretimler sağlayabileceğiz. Bu noktada nanoteknoloji ve biyoteknolojinin ortak çalışmalarıyla organik bilgisayarlar geliştirmek mümkün olacak. Nano boyutta robotların kan damarlarınızda gezindiğini hayal etmeyi kolaylaştıran bir gelişmedir bu.

Nedir Bu Organik Bilgisayarlar?

Kabaca elektronik devrelerin yerini biyolojik devrelerin yerini alması olarak düşünebiliriz. Bu biyolojik devreler bildiğimiz bilgisayarların yapabildiği her işi yapabilmelerinin yanında organik sensörlerin takiplerini de kolayca yapabilecek. İnsanı DNA’sını düşündüğümüzde bir bilgisayar gibi olduğunu anlamamız kolaylaşacaktır. Genetik özelliklerin bulunduğu DNA’nın kalıtsal özelliklerin aktarımı açısından organik veri depolama çipi benzetmesi yapabiliriz. Organik bilgisayarlar tüm bu kalıtsal aktarımı yani veri depolama çipini laboratuvar ortamında yapmaya olanak sağlayacaklardır.

Bu durumda küçük ölçeklere inip kristal yapılı organik moleküller geliştirip bilgisayarların yapımında kullanabiliriz. Organik bilgisayarlarla biyoteknolojik çalışmalar daha hızlı ve sağlam bir sürece adım atacaklardır.

Peki Yakın Gelecekte Biyoteknoloji Bize Ne Sunuyor?

Gelin yakın gelecekte medikal alanda bize ne çeşit gelişmeler bekliyor bakalım:

Biyoteknolojik İlaçlar:

Bir ilacın üretilmesi,test edilmesi ve piyasaya sürülmesi uzunca bir süreç gerektirmektedir. Ayrıca bu süreç pahalıdır da. Biyoteknolojik ilaçlar bu temel problemleri en aza indirgiyor. Kontrollü gen ekspresyonu,antikor üretim metotları, rekombinat DNA teknolojisi gibi yöntemler kullanılarak üretilen ilaçlar kullanıldığı vücüdun ürettiği proteinlerin laboratuvar ortamında çoğaltılmasını da kolaylaştırır.

Gen Terapisi:

Kalıtsal hastalıkların tedavisinde önemli olan faktörlerden bir tanesi bu hastalıkların sebebinin bilinmemesidir. Biyoteknoloji bu eksiği önemli ölçüde azaltmayı vaat ediyor. Gen terapisi yöntemi vücuda aktarılan sağlıklı genin mutasyon geniyle yer değiştirmesi ve mutasyonlu genin işlevsizleştirmesi sonucu gelişen tedavi yöntemi olarak bilinmektedir.

Doku Mühendisliği:

Kök hücre teknolojisinin tanıdığı imkânlarla bozulan veya kaybolan hemen her organa dönüşmeyi inceleyen doku mühendisliği gelecekte de büyük öneme sahiptir. Malzeme mühendisliği ve nano-teknolojiyle ortak çalışmalar yürüten doku mühendisliği kök hücrelerin doğru sinyallerle doğru hücrelere dönüşmesini sağlar, inceler ve geliştirir.

Yeni Nesil Aşılar:

Teknolojiyle beraber kolay ve hızlı bir şekilde gerçekleşen ulaşım hastalıklarında bir yerden bir yere taşınmasını da kolaylaştırmıştır. Çeşitli virüsler mutasyonlara da uğrayarak çeşitli hastalıklara sebep olmakta. Dolayısıyla klasik aşı üretme teknikleri günümüz dünyası için yetersiz kalmaktadır. Rekombinat proteinlerin kullanıldığı hızlı ve etkili yeni yöntemlerin kullanılması gerekmektedir.

Kişiselleştirilmiş Tıp:

İnsan genomunu analizlemek artık bir haftadan az sürmektedir. Bu insanlığa müthiş bir bilgi sahası sağlamaktadır. Doğru değerlendirmelerle hangi hastaya hangi tedavinin daha iyi olacağı hangi hastalık riskinin hangi mutasyonlara uğrayabileceği gibi etkinlikleri anlamak kolaylaşmıştır. Gelecekte hastalıklara anında müdahalenin yanında olası hastalıklar bile önlenebilecektir.

Sonuç olarak biyoteknoloji ile çevre temizliğinden yapay organlara kadar geniş çalışma alanı yelpazesine sahibiz. Teknolojinin hızına yetişmek ve sonuçlarını iyileştirmek adına doğru ve etkili kullanımıyla kaliteli bir yaşam sağlayabilmede biyoteknoloji bizler için iyi bir kaynak olacaktır.

Kaynaklar:

https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/101548/mod_resource/content/0/GDM314.%20F%C3%96%2001%20Biyoteknoloji%20nedir.pdf

https://www.biyologlar.com/gelecegin-biyoteknoloji-gelismeleri

https://khosann.com/organik-bilgisayarlarda-son-adim-mit-arastirmacilari-pc-gibi-islem-yapan-ve-ne-yaptigini-hatirlayan-genetik-devreler-uretti/

Bir cevap yazın