Yeni Kıta Keşfedildi

8.kıta

Keşifler Çağı olarak adlandırılan dönem son buldu, insanlığın ayak basmadığı, gidilmedik tek bir yer dahi kalmadı diyorsanız sizlere 8. kıta yani Büyük Pasifik Çöp Alanı’nı anlatacağım. Yani bu yeni kıta biraz farklı, doğanın bize sunduğu bir yer değil de bizim ona sunduklarımızdan oluştu. 

Kim Tarafından Keşfedildi?

Kaptan Charless J. Moore
Charles J. Moore

Aslında buna keşif demek doğru olmayacaktır, keşfetmek hep orada olan bir şeyi bulmak için kullanılan bir tabirdir. Tabi yine de bir kâşifimiz var: adı Charles Moore. Kendisi bir oşinograf (Okyanus bilimi) ve kaptan. Takvimler 1997’yi gösterirken, Hawaii’deki bir yarışın dönüşünde tayfası ile beraber Kaliforniya açıklarında Kuzey Pasifik Döngüsü’ nün olduğu yerde tayfası ile beraber yeni kıtaya rastladı. 

Anakaraya vardığında Kaptan Moore o anları şu sözlerle aktaracaktı:  

“Önümüzde göz alabildiğine uzanıyordu. Bölgeden geçtiğimiz süre boyunca başka hiçbir şey görmedim. İnanılmazdı, oysa buraların sadece okyanus ve sudan ibaret olduğunu sanıyordum.”

Tabi her kaşif grubunun yaptığı gibi onlar da 8. kıtaya bir isim koymaya karar verdiler. Mürettebattan Curtis Ebbesmeyer, 8. kıtanın isim babası oldu ve kıtamız ‘The Great Pacific Garbage Patch (Büyük Pasifik Çöp Alanı)’ olarak tarihe geçti. [Bundan sonra bu kıtayı TGPGP olarak kısaltacağım]

Büyük Pasifik Çöp Alanı
Yeni Kıtanın Bulunduğu Alan

Yeni Kıtayı Yakından Tanıyalım

Büyük Pasifik Çöp Alanı

Yüz ölçümü: Mevsimsel olarak yüzölçümü değişse de ortalama olarak 1,6 milyon km2 olarak hesaplandı. Kabaca bu alan Türkiye’nin iki katı, Fransa’nın ise yaklaşık üç katı büyüklükte.

Coğrafi Özellikleri:  Öncelikle TGPGP’ ye ayak basmak mümkün değil, çünkü üstünde yürümeye elverişli bir yoğunluğa sahip değil. Daha çok plastik atıklardan oluşan bir bulamaç gibi düşünebiliriz. Rakımı ise yaklaşık yarım metre, dibi ise okyanus tabanına kadar iniyor. Yüzey tabakası 1.2 ile 3.5 milyon arasında olduğu tahmin edilen plastik ve mikroplastiklerden oluşuyor. Kıtada tepecikler genellikle kopan ya da sürüklenen balık ağlarından meydana geliyor ve ağlar kıtanın yaklaşık %40’ını oluşturuyor. Ağlar sürüklenen parçaların buradan ayrılamamasında en önemli etken. Şişe kapakları ve poşetler ise kıtanın yüzeyini oluşturan başlıca maddeler. 

Yüzey koşulları tarıma elverişli değil fakat zaten kıtamızın kendisi insanlığın meyvesi(!).

Kökenleri: Adada yer alan plastiklerin %70’inden fazlası Kuzey Amerika ve Asya kökenli. Kalan %20’den fazla plastik ise gemilerden denizlere atılanlar.

Ulaşım: Adaya gelmek için plastikler uzun bir deniz yolculuğu yapmak zorunda. Bir plastik buraya Amerika’dan yaklaşık 6 yılda, Japonya’dan ve diğer Asya ülkelerinden ise yaklaşık 1 yılda gelebiliyor.

Yaşam Standartları: Kıta içinde yaşam standartları ve buna bağlı olarak canlıların yaşam süreleri oldukça düşük. Kıta sakinlerinin çoğu ağlara takılan balıklar ve deniz kaplumbağaları. Kaplumbağaların öğünlerinin yaklaşık %75’i plastiklerden oluşuyor. Denizanası sandıkları poşetleri yemek olarak değerlendiriyorlar.  Kıtanın hak sahipleri pet şişe, poşet ve ağlar dersek yanlış olmaz. Bunlar ayrıca kıtadaki en uzun ömürlü varlıklar.

İklim Koşulları: TGPGP dünyanın dönüşü, rüzgârlar, akıntılar tarafından oluşan bir girdap bölgesinin ortasında olduğu için hava şartları genellikle sakin ve ılıman.

Kıtanın Sahibi: TGPGP’yi şimdiye kadar sahiplenen bir ülke ya da millet olmadı yani kıta hem hiç kimsenin hem de herkesin. Sizde bu kıtada hak iddia edebilirsiniz. Tahminlere göre kişi başına düşen plastik atık 200 adet. Fakat bilinçsiz tüketmeye ve ekolojiye önem vermemeye devam edersek, kıtadaki payımızı artırıp böylece daha çok hak sahibi olabileceğiz.

 

Uzmanların görüşüne göre 75 adet temizlik gemisi bir yıl boyunca her gün çalışsa kıtanın yalnızca %1’ini temizleyebilir. Ayrıca tek bir ülke bu yükün altına girerse, ülke ekonomisi dayanamayacak ve ülke iflas edecektir.

Plastik sorununa çözüm için Plastikten Hidrojene adlı yazımıza bakabilirsiniz.

Bir cevap yazın